Evlilik Aşkı Neden Öldürür ?

Evlilik aşkı neden öldürür
Paylaş
 

Evlilik denilince neden akla hemen zorunluluklar gelir. Bu, öğretilmiş bir şey midir yoksa olayın doğasında mı vardır. Yani güllük gülistanlık başlayan ilişkileri sarpa sardıran şey, evlilik gerçeği midir… Çiftlerin iradeleriyle başlayan her ilişki, ilk günlerde adeta masal gibi başlar. Cicim ayları denen bu evrede, bolca duygusallık, empati, cinsel arzu, mutluluk.. yani bir evlilikte ne eksikse o vardır. Ve sonra bu güzel ilişkiyi ebedileştirmek lazım gelir. Ve tabii “herkesin yakındığı o klişe evlilikler gibi olmayacak bizim evliliğimiz hayatım” türünden temenniler de eksik olmaz. Sonra sahneye aileler çıkar. “Hiç hesapta yoktu arkadaş bunlar! şeklindeki iç geçirme, nişanlılık evresinde sadece zoraki bir gülümsemeyle gözlerden okunur.

 

Ne zamanki evliliğe adım atılır, saflar da belli olmuştur. Artık sahada, sizinkiler ve bizimkiler olmak üzere ve her iki tarafın da ev sahibi olduğu iddiasında bulunduğu iki takım vardır artık. Karşılıklı laf sokmalar,birbirini çekememe, psikolojik savaşlar vs. Kendini birden sahada bulmuşluğun verdiği amatörlükle birkaç yıl sürer. Sonra olay yerinden kolay kolay çıkılamayacağı anlaşılır, takıma yeni oyuncular eklenince. Yani çocuklar..  Eee oysa ne güzel de başlamıştı. Sevgiliyi bir kerecik öpmek için bir gün nöbet beklemeye razı o adama, büyüyen göbeği ile birlikte bir rehavettir çöküverir. Gözü aşkından başkasını görmeyen, sevgi pıtırcığı o kadın ise temizlik günleri adama kendini böcek gibi hissettirmeye başlar hale gelmiştir. Aynı evde yaşamak demek benimsin, elimdesin demek. Yani nazını, kaprisini hiç çekemiycem demek kadın için de erkek için de. Evliliğin rutiniyle rutine binmiş hayatlar demek. Faturalar, kira ve borçlar demek. Başlarda demoklesin kılıcı gibi sallanan anne- baba ,kayınvalide kayınpeder tavsiyeleri demek. Ki hele bir de istenmeyen bir evlilikse. Ya o testosteron hormonundan eser kalmaz çoğu evlilikte. İki geçimsiz kardeş gibi sonsuz didişmeler… Fazlasıyla iç karartıcı bir tablo oldu evet. Ama bunun önüne geçmek mümkün. Kiminle, nasıl yapıda bir evlilik yaparsanız hayat her daim bayram olur, en kötü günlerinizde birbirinize sarılarak zorlukları aşabilirsiniz? Cevabı basit… Çok sevdiğim bir söz vardır. Konuşabildiğiniz bir kadın / adamla evlenin. Çünkü yaşlandığınızda en çok bu özelliğinizi kullanacaksınız. Ve tabi ki sizi dinleyen bir dost olmalı eşiniz aynı zamanda sizin için siz de onun için.. Evlilikler de ancak bu yolla kurtulur. Tekrar tanışın ve keşfedin partnerinizi. İçindeki çocukla el sıkışın ve sonra beraber yeniden büyüyün. Aksi takdirde; beraber gülüp ağlayamadığımız, maç izleyemediğimiz, kitap okuyamadığımız yürüyemediğimiz, müzik dinleyemediğimiz biriyle bu hayat nasıl geçer ki… Umarım 2015 herkese güzel başlangıçların kapısını açar…

Evlendikten sonra değişmelerin nedenlerini içeren  evlilik ve sonrası  adlı makalemizde yer vermiştik.

Bu yazı 765 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

2 adet yorum var.

  1. Ege diyor ki:

    Evlilik aşkı kesinlikle öldürür o zorunluluktan sonra aşk hikaye gelir ideal evlenme yaşı 35 tir bence

  2. lale diyor ki:

    Bence evlilik aşkı oldürmez. Aşkı ancak insanın rahtlığı ve vurdumduymazlığı öldürür. eğer ilk günkü gibi içten bağlıysan o zman o aşk dahada katlanır

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

REKLAM
Facebookta bizi bulun